Archive for May, 2008

Hamilelikte cep telefonu kullanımı

Doğacak çocuğunuzda davranış bozukluğu olabilir…

Hamilelik sırasında cep telefonu kullanımının çocuklarda davranış sorunlarına yol açtığı belirlendi.

Yapılan kapsamlı bir araştırma, kadınların hamilelik döneminde cep telefonu kullanmasının, doğacak çocukları üzerinde ciddi tahribata yol açtığını ortyaya koydu.

Independent gazetesinde yer alan habere göre yaklaşık 13 bin çocuk üzerinde yapılan inceleme, günde iki ya da üç defa cep telefonu kullanmanın, çocukların okul çağına geldikleri dönemde çeşitli davranış bozuklukları geliştirmesine yetecek kadar olumsuz etki bıraktığını gösterdi. Risklerin, bu çocukların yedi yaşından önce cep telefonu kullanması halinde ise daha da arttığı belirtiliyor.

Independent, bu alanda yapılan ilk ve en kapsamlı araştırma niteliği taşıyan çalışmada ulaşılan bulguların, bilimadamlarını şaşırttığıunı belirtti.

ABD’nin Los Angeles ve Danimarka’nın Aarhus üniversiteleri tarafından yürütülen araştırmanın sonuçlarının, Epidemiology dergisinin Haziran sayısında yayımlanacağı kaydedildi.

Araştırma çerçevesinde bilimadamları Danimarka’da 1990′ların sonunda doğan 13 bin 159 çocuğun anneleriyle görüşerek, hamilelik döneminde cep telefonu kullanma oranlarını inceledi. Aynı şekilde çocukların yedi yaşından önce cep telefonu kullanma alışkanlıkları da dikkate alındı.

Sözkonusu tarihin, cep telefonlarının yeni yaygınlaşmaya başladığı bir dönem olması nedeniyle kıyaslamalara imkan verdiği belirtliyor.

Bilimadamları, cep telefonu kullanan annelerin yüzde 54′ünün, davranış sorunları olan çocuklar doğurmalarının çok muhtemel olduğunu belirlerken, bu olasılığın radyasyona maruz kalma oranının artmasıyla daha da güçlendiği saptandı.

Çocukların da cep telefonu kullanması halinde davranış sorunları geliştirme ihtimalinin yüzde 80′e çıktığı belirlendi.

Bilimadamları, araştırmada elde edilen ‘beklenmedik’ sonuçların yine de ihtiyatla karşılanması ve yeni araştırmalarla desteklenmesi gerektiğini belirtirken, bulguların kesinleşmesi halinde bu durumun halk sağlığı alanında ‘çok ciddi yansımaları’ olacağını da kaydetti.

Bu alandaki önde gelen araştırmacılardan olan Amerikalı Profesör Sam Milham ise, araştırmada elde edilen sonuçların kesinliğinden şüphesi olmadığını belirterek, kısa süre önce Kanada’da yapılan bir deneyde, gebe farelerin benzer oranda radyasyona maruz bırakıldığını ve yavrularının beyinlerinde yapısal değilşiklikler tesbit edildiğini hatırlattı.

Leave a Comment

Hangi doğum sağlıklı

Anne adaylarının çoğu sezaryeni seçiyor. Oysa normal doğum bebek ve anne için daha yararlı. Üstelik sanıldığı kadar zor da değil.

Türkiye’de kadınların yüzde 80′i sezaryenle doğum yapıyor. ABD’de ise bu oran sadece yüzde 20. Doktorlar kadınların sezaryeni tercih etme nedeni olarak korkuyu gösteriyor. Sağlık ve maliyet açısından bakıldığında normal doğum sezaryene göre çok daha avantajlı.

Memorial Hastanesi çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı Dr. Arzu Özgeneci, yurtdışında hamilelik eğitim programlarının bulunması, sezaryenin sigorta kapsamı dışında olmasının normal doğumun tercih edilmesinde etkili olduğunu söyledi.
Hamileliğin altıncı ayında başlayıp iki ay süren eğitim programlarına anne ve babanın gitmesini öneren Özgeneci, “Bu kurslarda anne ve babanın bilmesi gereken her şey öğretiliyor. İnsan neyle karşı karşıya olduğunu bilir ve bilgilenirse korkuları da azalıyor. Normal doğumda anestezi uygulamasıyla annenin ağrıları da azaltılıyor. Türkiye’de farkındalık düzeyinin artması, teknolojinin gelişmesiyle normal doğumlarda artış var, ama bu yeterli değil” diye konuştu.

Neden sezaryen?

Sezaryene büyük bir ameliyat gibi bakılması gerektiği belirtilirken anne ve bebeğin koşullarının uygun olması halinde normal doğum yapılması öneriliyor. Bazı anne ve babalar çocuğun burcunun istedikleri gibi olması için veya doğumu daha önceden belirledikleri özel bir güne denk getirmek için sezaryene başvurabiliyor.
Bunların yanı sıra bazı fiziksel koşullar da doğumun sezaryen yöntemiyle olmasını zorunlu kılıyor. Normal doğumda başı aşağıya doğru olması gereken bebek yan veya çapraz dönmüşse ya da bebeğin ağırlığı dört kilodan fazlaysa sezaryen kaçınılmaz oluyor. Anne açısından bakıldığında da sezaryenin gerekli olduğu durumlar bulunuyor. Örneğin bel fıtığı, kalp ve beyin rahatsızlığı bulunan anne adayları da sezaryen yöntemiyle doğurtuluyor. Bu tür durumlarda normal doğumda diretmek hem annenin hem de bebeğin sağlığını, hatta hayatını bile tehlikeye atmak demek.

Normal doğumun avantajı

Sezaryenin hem annenin hem de bebeğin anestezi almak olduğunun unutulmaması gerektiğini belirten Dr. Arzu Özgeneci, normal yolla doğumun avantajlarını şöyle sıraladı:

“Bebek annenin karnındayken, su içinde yüzer pozisyondadır ve bu nedenle akciğerleri suyla dolmuştur. Normal doğumda önce bebeğin kafası, ardından basınçla göğüs kafesi çıkar. Bu sırada bebeğin ciğerlerindeki sıvı boşalır ve ağlamaya başlar. Ağlamayla birlikte akciğerlere hava gider. Oysa sezaryende basınç olmadığı için bebek ciğerlerindeki suyu atmadan doğuyor. Sezaryenle doğan bebek, normal yolla doğan bebeğe oranla üç gün boyunca daha hızlı nefes alıp veriyor ki ciğerlerindeki sıvıyı atabilsin. Ayrıca sezaryen yöntemiyle doğumda bebek anestezi aldığı için uyanmıyor, emzirmeye daha geç başlanıyor. Oysa ki ideal olan, bebeğin doğduktan sonra ilk yarım saatte emzirilmesidir.”

Dr. Özgeneci, gerekmedikçe sezaryenle doğum yapmanın annenin sağlığını da olumsuz etkileyebilecek yönleri olduğunu şöyle anlattı: “Doğumdan sonra ağrı olduğu için anne hayata geç başlayabiliyor. Normal doğum yapan anne ve bebeği yaklaşık 24 saat sonra taburcu edebilirken, sezaryende bu süre 72 saattir. ‘Bebeğin sarılığı var mı, solunumu iyi mi, annede bir sorun görülüyor mu?’ Bütün bu risklerin düşünülmesi gerekiyor. Sezaryenle doğum yapan annelerin uzun süre ağır işlerden kaçınması gerekiyor. Çünkü dikiş yerlerinde ağrılar da oluyor. Sezaryenle doğum yapan anneler normal doğum yapanlara göre de daha geç kilo veriyor.”

Ağrısız doğum

Anne olmak isteyen çoğu kadının adeta kâbusu olan normal doğum sancıları için ise artık çözüm var. ‘Epidural anestezi’ adı verilen ve sıklıkla normal doğumda kullanılan bu yöntemle, omurilikten çıkan sinirlerin omuriliği çevreleyen zardan çıktıktan sonra vücuda dağıldığı nokta uyuşturuluyor. Böylece bel ve belin alt kısmı uyuşturuluyor ve ağrı hissedilmiyor. Bölgesel bir anestezi olan bu yöntem sayesinde doğum yapan kadın etrafında olup bitenleri, özellikle bebeğin doğumunu görme şansına sahip oluyor. Tam ağrı kontrolü sağlanabilen ‘epidural anestezi’de doğum sonrası 1-2 gün ağrı hissedilmiyor ve hareket edilebiliyor.

Metropolitan Florance Nightingale Hastanesi çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı Meral Saraçel ise, doğum öncesi hangi yöntemle çocuk doğurulacağına karar verilmesi kadar, annenin doğum yapacağı yerin seçimine özen göstermesi gerektiğini hatırlatarak, annelere şu ipuçlarını verdi:

‘Bavulunuz hazır olsun’

“Anne mutlaka doğum yapacağı yeri önceden görmeli ve bu konuda bilgilenmeli. Hangi hastanede doğum yapacağına karar vermeli anne. Bebek odasını görsün. Çünkü doğduğu an bebeğini teslim ediyor. Doğum yapacağı hastaneyi seçerken anne sütünü destekliyorlar mı, doğar doğmaz bebeği getiriyorlar mı, yoksa mama mı kullanıyorlar bunları öğrenmeli. Çoğu anne, kadın doğumcuları tanıyor ama çocuk doktorunu bilmiyor. Doğumdan önce mutlaka çocuk doktorunu görmeli, konuşmalı ve güven sağlanmalı. Emzirmeyle ilgili kendini hazırlasın. Meme ucu içeri çökükse masaj yaparak dışa doğru çekerek hazırlansın. Anne her zaman doğum yapabilirmiş gibi hazırlıklı olsun. 7′nci aydan itibaren bavulu hazır olsun.”

Leave a Comment

Hamilelik ve doğum

Memorial Hastanesi’nden Jinekolog Dr. Figen Taşer, hamilelik ve doğum konusunda şunları söylüyor…

Gebelik son adet kanamasının ilk gününden itibaren 40 hafta sürer ve 12 haftalık üç periyoda ayrılır. Bu periyotlara trimester denir. Her trimesterde karşılaşılacak problemler farklıdır.

İlk üç aylık dönemde; yorgunluk, bulantı, kusma, sık idrar çıkma, göğüslerde hassasiyet ve büyüme, baş ağrısı, uyuma isteği, adet olacakmış gibi kasık ağrısı gelişir. Bu belirtiler gebeliği sürdürmek için artmış olan hormonların etkisi ile gelişir.

İkinci üç ayda yakınmaların çoğu azalır. Mide şikayetleri azalır ve hatta bazen tamamen geçer. Hamile bayan eski enerjisine kavuşur. 4 ve 5. ayda karın belirginleşir. Bu dönemde; sırt ağrısı, bacak krampları, mide yanmaları, ciltte, göğüs uçlarında kararma, vücuttaki benlerde artış görülebilir. Güneşten korunmak önemlidir. Kabızlık, anemi oluşabilir. İlk gebelikte 18. diğerlerinde 16. haftadan itibaren bebek hareketleri hissedilmeye başlanır. Bu dönemde iştah artar, dikkat edilmezse kilo artışı olabilir.

Üçüncü üç ayda nefes nefese kalma, mide yanması, kalçada ve bacağın arka kısmında ağrı, genital bölgede varis, hemoroid (basur), sık idrara gitme, idrar kaçırma, uykusuzluk gibi şikayetler oluşabilir. Karın bölgesinde, göğüs, kalça, bacakların üst kısımlarında özellikle hızlı kilo artışında daha fazla olmak üzere çatlaklar oluşabilir. Doğum sonrası çatlakların rengi açılır ve parlak sedefi beyaz bir renk alır. Gebeliğin bu döneminde bacaklarda varisler belirginleşir. Özellikle aile hikayesi olan bayanların hamileliklerinde ilk aylardan itibaren varis çorabı önerilir. Gebelerde uzun süre ayakta durma ve bacak bacak üzerine atarak oturma mahsurludur.

Sağlıklı bir gebelik dönemi için düzenli doktor kontrolü önem taşır. Anneye yönelik testler yanında bebek için bazı tarama testleri ve detaylı ultrasonografi yapılmaktadır. Gebelikte sadece beslenme ile gerekli demir calcium ihtiyacı karşılanamamaktadır. Doktor önerisi doğrultusunda demir, folik asit, vitamin kullanılmalıdır.

Doğum şekli bebeğin kilosu, duruşu, plasentanın yerleşimi, annenin tıbbi durumuna göre belirlenir. Normal doğum tıbbi bir engel yok ise tercih edilmelidir. Doğumda özellikle ağrı anneleri ürkütmektedir. Bugün birçok merkezde ağrısız (epidural) doğum sayesinde anneler ağrı duymadan bebeklerini doğurmaktadırlar. Doğum eylemi de üç evreden oluşur. Rahmin açılması-bebeğin doğması-plasenta(eş)nın alınması. En uzun süreç rahmin açılmasıdır. Özellikle ilk doğumda 12-16 saate kadar uzayabilir. Bu sürenin sonunda rahim tam olarak açılır ve yaklaşık bir saat içinde doğum gerçekleşir. Sonrasında 30 dakikada plasenta doğurtulur. Doğumda vajinada dikiş olabilir. Dikiş annede istenmeyen yırtıkları önlemek için yapılır. Bu bölgede zorlanma ve istenmeyen yırtıklar ileride rahim sarkması ve idrar tutamama gibi sorunlara yol açabilir. Vajina kanlanması çok iyi bir alandır ve dikişler kısa sürede iyileşir.

Gebelik- doğum ve sonrasında sizi bekleyen problemleri kolayca çözebilmek için Memorial Hastanesi hamilelik eğitim kurslarına ücretsiz katılabilir uzman hekimlerden bilgi alabilirsiniz.

Bilgi ve randevu için: 444 7 888
Memorial Hastanesi
www.memorial.com.tr

Memorial Hastanesi
Piyale Paşa Bulvarı 80270
Okmeydanı / İstanbul
Memorial Hastanesi krokisi için

Genel bilgi için:
info@memorial.com.tr
Fiyat bilgileri için:
price@memorial.com.tr

Leave a Comment

çocuk yapmak isteyenlere

İngiliz Daily Mirror gazetesi, hamile kalmak isteyen kadınlara ve baba olmak isteyen erkeklere tavsiyelerde bulundu.

Çocuk yapmak isteyenlere...

Şimdiye dek gebeliği hızlandıran tavsiyelerin ne ölçüde gerçek olduğunu bilimsel olarak açıklayan gazete, doğru bilinen pek çok şeyin de bir efsane olduğunu yazdı.

İşte çocuk yapmak isteyen çiftlere tavsiyeler:

• Erkekler dar pantolon giymemeli. Bu testisleri büzüştürerek sperm yolları tıkayabilir.

•Her gün sıcak banyo yapan ve uzun süre saunada kalan erkeklerde sperm üretimi düşüyor.

• Sürekli egzersiz yapıyorsanız hamilelik boyunca buna ara verin. Çünkü adet görmemeye dayalı hormonal bozukluğa yol açabiliyor.

• Daha önce çocuk sahibi olanların tekrar hamile kalmasının diğerlerine göre daha kolay olduğu inanışı yanlış. Aksine yaşa bağlı olarak daha bu ihtimal daha da azalır.

• Cinsel ilişki sırasında alınacak pozisyonla gebe kalma şansı arasında bir ilişki yok.

• 35 yaşından sonra da hamile kalmak mümkündür. 40’lı yaşlardaki sağlıklı bir kadının yumurtası 25’indeki bir kadından daha kaliteli olabilir.

• Erkeğin yaşı ise sperm kalitesi bakımından daha önemli. Bir erkek 80’li yaşlara kadar çocuk sahibi olabilirse de çalışmalar 35 yaşını geçmiş bir erkeğin 25 yaşlarındaki bir erkeğe göre partnerini gebe bırakabilme şansının yüzde 50 azaldığını ortaya koyuyor.

• Günde 4 saatten fazla cep telefonu ya da laptop kullanan erkeklerin vücudundaki sperm hareketliliği de yüzde 30’a kadar düşebiliyor.

• Hamile kalmak istiyorsanız kahveyi azaltın. Kafeinin sperm için uyarıcı etkisi olduğu bilinse de eğer sık sık tüketiliyorsa zararlı etkileri var.

• Sigara içmek hem kadınlar hem de erkekler için son derece zararlı. Erkeklerde sperm yoğunluğu ve sayısını azaltırken kadınlarda ise östrojen sayısını düşürerek gebe kalma süresini uzatır. Ayrıca menopozu iki sene erkene çekebilir.

• Sık seks yapmamanın sperm kalitesini yükselttiği inanışı ise yanlış. Aslında bunun tam tersi geçerli. Uzun süre bekletilen spermlerin kalitesi düşer. Düzenli seks ile sağlıklı spermler üretilir.

Leave a Comment